Hakkımda;

1997, Bitlis doğumluyum. Ancak neredeyse doğma büyüme İstanbul‘luyum diyebilirim. Şu anda Karadeniz Teknik Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümünü okumaktayım ve Kendi Hakkımda zaman ilerledikçe yeni yeni şeyler öğrenip, kendimi daha iyi tanımaktayım.

Kendimi bildim bileli hep bir şeyler öğrenmeye, kendime bir şeyler katmaya çalışmışımdır. Her zaman güzel bir şey olmasa da hoşlandığım, hobilerim diyebileceğim şeyleri yapmaya çalıştım. Belki hayati koşullardan, belki de hevestendir, bilemiyorum. Ancak hala da çok seviyorum.

Bu durum insana neler katabilir biliyor musunuz? Gelin, biraz sıkılabilirsiniz belki, ama bu durumu uzunca kendimden anlatayım ki, kendi gözümden öğrenmenin insana neler kattığını beraber görelim

İlkokuldan Başlayan BİLGİ Serüveni;

İlkokul 4.sınıftan itibaren olmaya başladı bu hevesim. Aile büyüklerim de olan bir bilgisayarla tanışmam ve ilgim… Bilgisayar öyle bir şeydi ki gözümde, hani dokunmaya cesaret edemezdim, bozulur da bir şey olur diye. Daha sonralarda bu ilgimi fark eden büyüklerim sağolsunlar yardımcı olup, bana az buz bir şeyler gösterdiler. Bende bunun üzerine yavaş yavaş öğrene öğrene bir bilgisayar, internet kullanıcısı olmaya başlamıştım. Araştırmalar olmasa da bilgisayarı kurcalaya kurcalaya, tabi birkaç defa bozmam da dahil (malum bir şeyleri bozmadan ona neler olabileceğini göremezsiniz, bu bilerek ya da bilmeyerek olsun.) daha fazla şeyler öğrenmeye başladım.

Öğrendiğim bu bilgileri arkadaşlarımla da paylaşmaya, onlara da bir şeyler söylemeye çalışıyordum. Bazılarının hoşuna gitse de bazıları bana inanmıyorlardı ve aksini iddia ediyorlardı. Haliyle çocuğuz o zamanlar. Bu da beni hem üzüyor, hem de hırslandırıyordu haliyle. Artısı oluyordu, daha fazla sorgulamama çevremdekilere daha fazla soru sormama sebep oluyordu. Aileme bu konuda ne kadar teşekkür etsem azdım, neredeyse hiçbir sorumu yanıtsız bırakmıyorlardı bendeki bu hevesi gördükçe.

Tabi bu anlattıklarım kısa sürelerde olan şeyler değil, birkaç yıl içinde olan şeyler. Bu yaptıklarım beni; arkadaşlarımla aramda olan küçük rekabetlere, beni ister istemez, araştırmaya, daha fazla mücadeleci olmaya ve en iyisi de pes etmemeye itti. PES ETMEMEK… Hayatımda aldığım En  güzel Hediye, Deneyim, Öğreti, Tecrübe (tabi daha neler çıkacak kim bilir…) olabilir. Yaptıklarımın sonucunu ve doğruluğunu öğrenmek için, kendimi bu durumda tatmin edebilmek için hiçbir zaman PES ETMEMEYE Çalıştım. En büyük Mutluluklarımın belki de En Önemli sebeplerinden biriydi.

Lise yıllarımda bu öğrenme hevesi biraz daha arttı ve Teknolojiyle git gide daha da haşır neşir olmaya başladım. Artık öğrendiklerimi çevremdeki insanlar dışında başka insanlarla da paylaşmak istiyordum, tabi bu durum Lise yıllarımın son zamanlarıydı. Artık kitlelere ulaşılabilirlik hakkında bilgiye sahiptim. Sonuçta interneti sadece biz kullanmıyorduk. Örneğin; MSN ile başlayan sohbet yılları, artık Facebook, Twitter, Instagram ve Whatsapp gibi büyük platformlar üzerinden sürüyordu. Siz düşünün büyüyen Teknoloji Topluluğunu ve nasıl büyüdüğünü. Sizce bundan uzak kalmak, bizlere nasıl zararlar verir?

Neyse; malum o yıl son senemiz ve bizde YGS LYS Sınavına, yani Üniversiteye Hazırlık yapıyoruz. Hem dersler ile çalışıp, hem de hobim olarak araştırma yaparken karşıma birçok Ders Notu çıkıyordu. Aklıma bu notları bir araya getirip birçok kişiye paylaşmak geldi ve bunun için araştırmaya koyuldum. Sosyal medya hesaplarında paylaşılan notların çoğunu kullanıcılarından da izin alarak bilgisayarıma indirip, düzenleyip daha sonra PDF haline getirerek bir Drive hesabına yüklemeye başladım. Baya bir not birikmişti. Daha sonra bir Web Sitesi oluşturmak gerektiğini biliyordum ve bunun içinde araştırmaya koyuldum ancak bir sıkıntı vardı. Kuracağım sitenin adı ne olmalıydı. Düşünüp bulmam çok uzun sürmedi, aslında biraz basit düşünmeye çalıştım ve bunun sonucunda aklıma gelen ilk isim ile siteyi kurdum. Siteyi ise: Bilginin Deposu adında açtım. Sloganım ise “Bilgimiz, Bilginizdir.” oldu. Sonuçta paylaştığım içerikler başka kullanıcıların içerikleri, öyle değil mi?

Nasıl Oluştuğunu Okumak İsterseniz Tıklayınız: --> Bir Eğitim Projesi: Bilginin Deposu

İşte ilk Projem, ilk deneyimim, ilk göz ağrımda diyebiliriz yani. 2014 Mayıs ya da Nisan ayıydı. İlk kurduğum siteydi, haliyle yeni yeni öğrenmeye başlayıp, kullanmaya başlamıştım. Daha sonra, önceden hazırladığım Ders Notlarının linklerini kopyalayıp siteye tek tek eklemeye başladım, ekledikçe çoğaldı. Emin olun insan o kadar mutlu oluyor ki bu doluluğu gördükçe, anlatamaz yani.

Her neyse, siteye içerikleri yükledim falan derken, ihtiyaç olan en önemli şeye geldi sıra. Siteye kullanıcıların da ulaşması lazım ki, onlarda bu velinimetten faydalansınlar. Siteyi tamamladıktan kısa bir süre sonra, yani birkaç gün sonra Facebook’ta daha önceden kayıt olduğum Üniversiteye hazırlık gruplarında, bu yazının linkini paylaşmaya başladım. Paylaştıktan birkaç saniye sonra siteye girenlere bakarken anlık sitede olanların sayısında bir artış görmeyeyim mi? Ama nasıl mutlu oldum, ilk kullanıcılarım, ilk faydalanan insanlar. Bunun üzerine tekrar bir mutluluk geldi içime. Gün geçtikçe kullanıcılar arttı falan derken, siteye artık faydalı rehberlik yazıları da girmeye başladım. Gün geçtikçe onlara da ilgi artı. Sitenin gidişatı çok güzel…

Derken 2017 Mayıs ayında aniden site çöktü. Sebebini bilmediğim bir sebepten hemde. İlk defa öyle bir şey karşıma çıktığı için ne yapacağımı da bilemiyorum. En kötüsü bir şey olursa bir Yedeğim de yok…

Olan oldu, sitem çöktü ve hiçbir şey yapamadım. 3 Yıllık emeklerin hepsi çöpe gitti. Günlük ortalama 3000 Kişinin girdiği Eğitim sitem gitti. Ve bu durum karşısında birkaç gün hiçbir şey yapamadım, çünkü ne yapacağımı bilmiyordum. Elimde kalan tek şey, daha önceden Drive’a yüklediğim Ders Notları ve içi boş bir domain oldu.Baktım olacağı yok, düşündüm düşündüm, düşündüm. Sonunda bir karara vardım. Bu işe başladık, site çöktü diye bırakmak olur mu hiç? Tabi ki HAYIR. Kendimi teselli ettim, kendi kendimi ettim. Çünkü çevremde bu işlerle ilgilenen tek bir kişi bile yoktu. Sadece çevremdekilere bazen bu işlerimi anlatırdım, o kadar.

Neyse, önceki durumu unutup, yepyeni bir rota çizdim kendime. Daha düzgün, daha istikrarlı ve tedbirli bir yol oldu tabi. Bu yol ile birlikte yeniden aynı isimle bir site kurdum